Anasayfa

 Manolya
kapı çalındıktan birkaç saniye sonra açılır, içeri Leydi girer. İngilizlere has bembeyaz tenini ortaya daha da çıkartan kahverengi bir elbise giymiş altın sarısı saçlarını arkada toplamış.
Saat 16:30'dur ve genç ressam onu çay salonuna beklemektedir. Kadın bir manolya kadar zarif haliyle odanın kapısından içeri süzülür camın önünde duran yuvarlak çay sehpasının yanına yaklaşır Londra'nın sisli caddelerine bakar, bu bir veda buluşmasıdır. Hiç konuşmazlar, adam çayını yudumlarken kadının sehpanın üzerindeki Leydi zerafetindeki manolyalara benzediğini fark eder.
Leydi ise aynı anda sehpanın üzerine kendisini resmettiğini düşünür. Evet tıpkı kadını anımsatır manolyalarda. Varak kaplı yüzeyi altın rengi saçlarını, aralardan çıkan kahverengiler elbisesini, manolyaysa yüzünü yansıtmaktadır. Kadın sessizce odayı terk ederken adam farkında olmadan kadını resmettiğini anlar.
Bir Leydi'nin zerafetinden ve asaletinden esintiler taşıyan bu sehpa bundan böyle genç ressamın hiç vazgeçemeyeceği eserler arasında yer alacaktır.

Resmi Büyütmek İçin Tıklayın