|
|
Anasayfa
 |
Kuşlu Dolap
Ne güzel şeydir nostalji; nostalji denildiğinde aklıma hep eski İstanbul gelir. Sahilde vapur düdüklerinden ürkerek havalanan martılar gelir. Şiirsel vapur düdüklerinden ürkerek havalanan martılar gelir, şiirsel anlatımıyla birbirine dost görünümlü yalılar gelir aklınıza. Zaten dostlar yaşar o yalılarda akşamüstü akşam sefaları açarken udlar, tanburlar, kanunlar eşlik eder fasıllarla eski İstanbul şarkıları çalınır. Hep bir ağızdan söylenir; ''Güle sorma o bilmez aşkı sevdayı, bülbüle sor, laleye sor, mor menekşeye sor,''
''Kanaryam güzel kuşum ben sana vurulmuşum'', ''güller arasında seni bensiz gören olmuş'' ve tüm gece ardı arkası kesilmez bu ahenkli meşkin.
Ve sanatçı alır eline fırçayı şarkılarla rekabet edercesine o vefasız gülleri, aşık bülbülleri, kanaryaları resmeder büyükannesinden kalan dolaba. Şairin gönül yarasındanmıdır yoksa boyaların azizliğimi bilinmez ama hüzünlü fakat bir baş yapıt çıkar ortaya. Fasıl susar, şimdi güllerin, bülbüllerin dile geldiği andır.
Sanatçı bitirdiği eserini seyreder sabahın ilk ışıkları arasında şehir susmuştur artık. Sadece güllerin bülbüllerin meşki duyulur ve aşık bir çiftin evinin en güzel köşesinde yer almak üzere hazırlanır dolap. Artık sanatçının tek bir dileği vardır; ''Gül bülbülün bülbül gülün halinden bilip aşk ve mutlulukla yaşamaları...''
|

Resmi Büyütmek İçin Tıklayın |
|